Ruhsal Şifa ve Hipnoz ile Tedavi

İmajinasyonun Önemi

book of imagination by t1na-d7mlgj9

Neden insanın ıstıraplarla eğitildiği ve hak ettiğimize inandığımız halde, niçin arzularımıza ulaşamadığımız, çok sık karşılaştığım bir sorudur.

Hak ettiğimizi sandığımız sonuçlar bizim isteklerimizdir. Oysa Ruhsal Âlem, isteklerimize değil, ihtiyaçlarımıza göre hareket eder ve bizi yönlendirir. Biz idrak edemesek de onların amacı bizi yükseltmek ve tekâmülümüze hız kazandırmaktır.

Bunca yıllık yaşam bana şunu öğretti: vermeden hiçbir şeyi alamayız. İnsan olarak zamanlamamız ve beklentilerimiz o kadar kısır ve bencilce ki, sadece zannediyor ve maddesel yaşamın kurduğu tuzaklara takılıp kalıyoruz. Tek çare, o düşük frekans düzeyinden kendimizi kurtarıp, daha yüksek titreşimlere ulaşmaktır. Bu bir hissediş ve teslimiyettir. Her an görüp gözetildiğinin idrakinde olan bir varlık, Evrensel Yasalara uygun yaşama yolunu seçecektir.

"Her şeyin temeli bilgidir' sözünü öncül bir gerçek olarak kabul edersek, mevcut gerçeklerin, inanma duvarlarının ördüğü sınırların dışında kavranabileceğini kabul ederiz. Anlamak ve kavramak için tek realite, bilgidir.

Sadece inanma sınırlarının içinde kalmak, bir realitenin sınırlandırılması, yaşamın atıl hale getirilmesi demektir. Özetle önyargı, varlık için değişmez gerçek gibidir. Çünkü insan ona saplanıp kalmıştır. Bilginin işlenmesi, analiz edilmesi ise akıl ile yapılır. Artık öğrenmemiz gereken şey, geç kalınmış bir uygulamanın hayata geçirilmesidir. Bu uygulama, imajinasyon dediğimiz yaratıcı bir enerjinin kullanılmasıdır. Uygarlığımızın gelişmesinin ulaştığı seviyenin enerji kaynağı, imajinasyon yetisidir. Akıl imajinasyonun yaratıcılığı sayesinde işleyeceği bilgilere ulaşır.

15.yüzyılda Kopernik, 16.yüzyılda Galileo ve Kepler, H.yüzyılda Newton, ellerinde yeterli hiçbir araç bulunmazken, Güneş sistemimizin çalışma prensiplerini, genel çekim yasalarını matematiksel olarak bulabilmişlerdir. 19.yüzyılda gelişen optik teleskoplar aracılığıyla bunlar ancak kanıtlanabilmiştir. 20.yüzyılın başında Einstein, maddenin temeli olan atom yasalarını, evrensel çekim kanunlarını, ışığın yayılma dinamiklerini matematiksel olarak tam kesinlikle ispat etmiştir. 20.yüzyılın sonunda gelişen bu teknoloji Einstein'ın tüm teorilerinin doğruluğunu kanıtlamıştır.

Deneyden bağımsız bir matematiğin nasıl oluyor da duyularımızın ulaşamadığı bu gerçeklikleri bulduğu, bugünkü bilimin en büyük paradoksudur. Çünkü Einstein, laboratuar çalışmaları ile değil, salt imajinasyon ve rasyonel aklın gücü ile bu gerçeklere ulaşmıştır.

İnanmanın ötesinde, imajinasyon yetisinin aklın sınırları içinde değerlendirilmesi, idrak fakirliğimizin bir göstergesidir.

İmajinasyon yetisi, aklın sınırları içinde değerlendirilemez.

Selam ve Sevgiler

Cavit Utku

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Download Full Premium themes - Chech Here

София Дървен материал цени

Online bookmaker Romenia bet365.ro