Ruhsal Şifa ve Hipnoz ile Tedavi

Evrensel Bakışı Anlamaya Çalışmak

s1-1024

İnsanlığın yaratılışından bu yana, Ruhsal Âlem bizi genel olarak iki şekilde besleyip bilgilendirmiştir:

1- Tebliğler yoluyla

2- Görevli varlıklar göndererek, dinler yoluyla.

Tebliğ niçin verilir?

Varlıklardaki atıl enerjilerin harekete geçmesi için verilir. Tebliğin yansıttığı bilginin bize göre gerçekliği, ihtiyacımız oranındadır. Verilen tarihler, sözü edilen görevler, sarıp sarmalanmış, gizemli hale getirilmiştir. Buyüzden tarihlerde yanılırız, görevlerde yanılırız ve "neden bize farklı söylendi" gibi kısır anlayışlarla olayları yorumlama gafletine düşeriz.

Bizler üçüncü boyutun varlıklarıyız. Dördüncü boyut karşısındaki aczimizi bilelim. Dördüncü boyutun bilgisi, üçüncü boyutta anlaşılamaz. Çünkü bakış açımız ve şuur kapasitemiz çok dardır. Zaman-mekân kesişmesini bilip ayarlayamayız.

Örneğin bir tebliği ilk alışımızda, bizde (a) enerjisi harekete geçecektir. Bu hareketlenme, belki bir yıl sonra (b) enerjisini tetikleyecektir. Bunlar en ince hesaplarla hazırlanmış evrensel planlardır. Programlar bu doğrultuda işlerler. Onlar, en az kayıpla olayları idrak etmemiz için çaba harcarlar.

Şu satırları yazarken, hissettiğim gerçekleri yazdığımdan en ufak bir şüphem olmamasına karşın, bedenli bir varlık olarak uygulamada zaman zaman zorlandığımı itiraf etmek isterim. Doğru ve yanlış neye göre kıyaslanacak, diye çırpınmalarım halen devam ediyor.

Neyin doğrusu ve neye göre doğru? Kendi doğrumuz ya da şimdiki doğrumuz demekten öte çıkar yol bulamıyoruz.

Dünya tekâmülünde küçük parçaları birleştirmeye çaba harcarken, oluşturduğumuz bütünün hangi mozaikte, hangi panoda yine küçük bir parça olacağını yeni yeni öğrenmeye çalışıyoruz. Sözüm ona spiritüalist olan bizler...

Karanlık bir gecede gökyüzüne baktığımızda, irili ufaklı parlayan yıldız kümelerinin ihtişamı karşısında bilgimizin henüz emekleme çağında olduğunu idrak ediyoruz. Gittikçe genişleyen bir kâinatta, hatta kâinatlarda, dünya tekâmülünün bir anlık geçilecek bir yol olduğunu, onu bile geçmekte nasıl zorlandığımızı görüyoruz. Bunları düşündükçe, bu frekans düzeyini yakalayıp arayış içine girdiğimizde, saygı duymaktan öte yapabileceğimiz hiçbir şeyin olmadığını anlıyoruz. Elindeki değerleri bilmeden, yeni bilgiler arıyorum demek, bir realitenin insan üzerindeki obsesyonu, yani saplantısıdır. Bu arayış içinde olan bir varlık için en bilgece davranış, haddini bilmek ve susmak olacaktır.

Sükût, enerji toplamaktır. Susmayı bilen varlık, dinlemeyi ve anlamayı da bilir. Sadece benim doğrularım diyemez.

Haddini bilen, kendini, kendini bilen de, Rab'bini bilir.

Selam ve Sevgiler

 Cavit UTKU

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Download Full Premium themes - Chech Here

София Дървен материал цени

Online bookmaker Romenia bet365.ro