Ruhsal Şifa ve Hipnoz ile Tedavi

Kendini Bilmek 2 (Devamı)

kendini-tanimak

Sevgili okurlar, geçen hafta sizlere söz verdiğim gibi “Kendini Bilmek” konusuna bu hafta devam ediyoruz.

Biliyorsunuz atom; proton, nötron ve elektrondan oluşmuştur. Bedenimizdeki atom sayısı yaklaşık 1028 ‘dir. Nötron yıldızının madde ağırlığının yalnızca bir çay kaşığı içindeki miktarının bir dağ ağırlığında olduğunu söyleyerek belirtebiliriz.

Devamını oku...

Kendini Bilmek

kendini-tanimak

Kötülüğü ve yanlışlığı hep kendi dışında aramaya alışmış olan insan, zamanla kendin uzaklaşmış ve kendine yabancılaşmıştır. İşte bu yazımızda hep birlikte kendimizi tanımaya çalışarak eksik yönlerimizi ortaya koyacağız.  Büyük filozof Kant “Tanrının yaratmış olduğu harikalar içinde, iki tanesi var ki diğerlerinden çok üstündür.” demiş.

 

1-   Yıldızlı Gök Kubbe

 2-     Ruhsal Yapımız, Ruhumuz

Sanırım bilginlerin bundan böyle insan şuurunun ve içyapısının araştırılmasına zaman ayırmaları gerekecektir. Çünkü tek yönlü bir ilerleme bizi zora sokmaktadır. Yalnız teknolojideki ilerleme yeterli olmuyor. İç dünyamızın araştırılmasına da zaman ayırmak zorundayız.

Devamını oku...

Zaman Enerjisi

zaman-enerjisi

Halk dilinde güzel bir deyim vardır: "Alacağına şahin, borcuna karga." derler. Alacağı varken, şahin gibi üzerine saldıran, borcunu ödemeye gelince de, karga gibi kayıtsız kalan kişiyi açık­lar bu deyim. Önümüze olanaklar çıkarken, şahin gibiydik, fakat sıra aldığını vermeye, paylaş­maya gelince karga gibi oluverdik. Sanırız tüm bu yaşanan olaylar, çekilen ıstıraplar, bize bazı mesajlar veriyor, "Bencilliklerinizden kurtulun!" diyor.

Devamını oku...

Simitçinin Sesi

simitcinin-sesi

İnsan; kendi kaderinin yaratıcısıdır. Yaptığı eylemlerle kendine bir kader oluşturur. Eğer varlık; yaptığı eylemlerin sonuçlarıyla yüzleşeceği idrakine varırsa, negatif davranmayı bırakacak ve kötülük yapamayacaktır. İyi ve kötü, bilgiyle bilgisizliğin savaşıdır.

Daha önceleri mahallemizdeki simitçinin sesi­ni, öğlen saat 12:00'ye kadar, tüp satanların sesini de, alacakaranlığa kadar duyardık. Tüp satanlar arabalarından seslerini mikrofon­larıyla bize duyururken, mahallemizin biri 16, ötekisi 30 yaşlarında olduğunu tahmin ettiği­miz simitçileri ise onlarla yarışırcasına tiz ses­lerini odalarımıza kadar ulaştırıyorlardı.

Devamını oku...

Zihin Kontrolü

meditation

 Zihin kontrolünü başarabilmek için, aşağıda açıkladığımız yöntemi uygulayabilirsiniz.

Zihin kontrolünün en güçlü yöntemi, “Meditasyon” yapmaktır.

Alfa düzeyinde meditasyon yaparsanız suçluluk ve öfke gibi olumsuz duygulardan arınırsınız.

Devamını oku...

Hastalıkların Gerçek Nedenleri Biz Miyiz?

10629

Virüsler, bakteriler, mantarlar arzu ettikleri zaman bize saldıran düşmanlarımız değil, içimizdeki dengesizliklerin ve streslerin sonucu ortaya çıkan görüntülerdir.

 

İnsanın düşman sandığı virüslerin kendi kendilerine bir hastalığı oluşturma güçleri yoktur. Birçok insan bu virüsü içinde taşıdığı halde hasta olmaz. Eğer böyle olsaydı o zaman grip salgınına uğrayan insanların hepsi hasta olurdu. Örneğin bir havuza giren kişi mantar hastalığına yakalanırken diğerleri bundan etkilenmezler.

Devamını oku...

İnsanın Değişimi

insanindegisimi

Evrenin değiştirebileceğimiz bir tek yeri vardır: "Kendimiz"

Görünen o ki; günümüz toplumu tüm yaşanan olaylara rağmen, bu dejenerasyonu, bu kar­maşa ve kaosun nedenlerini bir türlü anlamak istemiyor.

Sanırız, birey kendi gerçeğiyle yüzleşmek­ten kaçtığı sürece, ıstırabı da sona erme­yecektir.

Gelin kendimize şöyle bir soru yöneltelim, sonra da açıklamaya çalışalım:

Neden bu gezegene doğduk, niçin buradayız?

Devamını oku...

Sevgi ve Sorumluluk

sevgi-ve-sorumluluk

“Sevgi”' varlığın enerji merkezidir. Varlığın sevgi oranı yükseliyorsa, zatıyla (özüyle) ilişkisi yükseliyor demektir. Gerçek sevgiye hizmetle varılır.

 

Yıllardır insanlar arasında tartışılan, fakat güncelliğini her zaman koruyan ve tekamülümüz­de yadsınamaz bir yeri olan sevgi!..

Son yıllarda zihinlerimizde yalnız bir kalıp olarak kalan, çıkarlarımıza alet ettiğimiz sevgi!..

Balzac: "Sevgi, meleklerin hayatıdır." derken acaba neyi anlatmak istemiştir? Sanırız sevginin maddeden değil, Ruhtan doğduğunu anlatmak istemiştir. Kuşkusuz bu bir aşamadır.

Dünyada hiç kimse, "Ben insanları seve­ceğim." demekle bu düzeye ulaşamaz.

Sevgi sorumluluktur.

Dünya beşerinin sevgisi, hislerinden doğar, aklıyla büyür, vicdanıyla da olgunlaşır.

Özetle sevgi, bireyin kendini aşmasıdır. Bireydeki yaratıcı gücü besleyen sevgidir. Sevgisiz hiçbir şey düşünülemez, çünkü o yaşamın bir parçasıdır.

Herkes sevebilmek sorumluluğunu hisset­melidir. Ne yazık ki, günümüz beşeri sevgi yoksuludur. Bu durumdan birey değil, beşeriyet, yani toplum sorumludur. Çünkü tekâmül toplumsaldır.

Sorumluluk bir gereksinim konusudur. Gereksinim, bil­ginin anlaşılma aşamasında ortaya çıkar, son­ra da yapabilme düzeyi gelir. Yapabilmek bir kudrettir. Kudret; giderek daha sade, daha az yasalara bağlı olmak demektir. Bu durum kişiyi gücü kuvveti yetmeye kadar götürür ki; bu anlamda gücü kuvveti yetmek, her şeyi bir arada görebilmek ve olayları giderek ayrıntılı halden çıkarıp bir temelde birleştirmeyi başarabilmektir.

Sorumluluk olmadığı an, o varlık yok demektir.

Eğer evrende sorumlu tutulacak bir varlık yoksa sistem çöker.

Evrende mekanik bir sistem, otomatik bir sis­tem yoktur. Varlıkların helakı olduğu gibi, sis­temlerin de helak olması vardır. Sorumluluk kalktığı an, gelişme de kalkar.

Evren sonsuz olasılıkların, sonsuz sorumlu­lukların yaşandığı bir yerdir. En yüksek sorumluluk, evrensel yasalara uymak demek­tir. Varlık kendi sorumluluğunu sürekli olarak hisset­melidir.

Her varlığın yaşadığı halet onun akaşasına (bilgisayarına) kayıt edilir ve bu bilgi başka varlıklara malzeme olur.

Bu aynen, internet kullanmaya benzer. Tek bir kanala bağlı kalmakla insan kendi eksiklerini göremez. Çünkü hiçbir bilgi süreklilik arz etmez. Akli sorgulamaya dayanmayan bilgiler bir şey ifade etmezler. Bilgi bir aksesuar değildir.

'Bilgi' bir dildir ama, hiç değişmez kabul ederek onunla bir pul gibi özdeşleşiyoruz.

İçimizde yankılanmayan bir bilgi hiçbir işe yaramaz. Bilginin yankılanması için, özgür iradenle seçecek ve uygulayacaksın.

Tekamül seçme özgürlüğünün kullanılması demektir. Varlıkların seçme özgürlüklerini kul­lanmaları için önlerine olanaklar çıkıyor. “Bilgilerinizi şuuraltında biriktirmeyin, seçi­minizi yapın, uygulayın ve sonucunu yaşayın.” diyorlar.

Yıllar önce konuşulamayan dini ve benzeri olaylar bugün masaya yatırılıp tartışılıyor. Gezegenimizde dünya sakinleri büyük bir değişim yaşıyor.

Genler değişiyor... Hücreler değişiyor... İklimler değişiyor... Hala, “Ben değişmiyorum.” diyen varsa, buyursun değişmesin.

Bu mevsimde Arabistan' da kar yağıyorsa, Pakistan ve Hindistan sel felaketi yaşıyorsa, düşünmeliyiz.

Sevginin rengi yoktur, dedik. Eğer gönlünüz ister de sevgiye bir renk vermeyi düşünürseniz, renklerin kaynağına, çıkış noktasına dönmek zorundasınız. İşte orada tek bir renkle karşılaşırsınız!.,

Renkler bir aldanmadır, renk ayrımlarını biz yaparız.

Sevginin rengi yoktur.

Selam ve Sevgiler

Cavit UTKU

Almadan Vermek

almadan-vermek

Almadan vermek, söylemesi kolay, fakat uygulaması zor bir bilgi düzeyi! Sanırım bu yüksek frekansı yakalamak için pek çok aşamalardan geçmemiz gerekiyor. Çıkarların ön planda tutulduğu böyle bir toplumda, almadan vererek ayakta kalabilmek, ancak kendi kendine yetebilme gücünü oluşturmuş; paylaşmanın, hoşgörünün ve sevginin idrakine varmış insanların harcıdır.

Eğer insan, yaptığı her eylemin sonuçlarıyla yüzleşeceği bilgisine sahip olsa, verdiklerinin de kendisine bir kartopu misali büyüyerek döneceğini bilecektir!..

"Almadan vermek Allah'a mahsustur" sözünün sembolü artık deşifre edilmiş; günümüzdeki bireylerin belli bir kesimi, o gizemli bilginin geniş bir anlayışına sahip olmuşlardır.

Bir enerjiyi yoktan var etmekle, mevcut olana yön vermek, onun içeriğini anlamak farklı şeylerdir. "Almadan vermek, Allah'a mahsustur" deyip kendimizi frenlemek, al gülüm ver gülüm felsefesini benimseyip yapımızı bir çok uygulamadan, enerji alışverişinden yoksun bırakmak, yatay bir tekâmüle girmek demektir. Oysa bu ifadede yüce bir sevgi ve geniş bir özveri yatmaktadır.

Bir şeyi uygularken onun mekanizmasını iyi öğrenmek zorundayız. Temiz olan, verici olan bir ortamda, aynen bulutsuz gecelerdeki gibi yıldızları görebilirsin. O ortam duru bir deniz gibidir.

Yaradan‘ın İlahi İradesini kullanarak, onun muradı yönünde Dünya‘yı sadece düşünceleriyle un ufak edebilecek varlık1ar, aynı gücü kullanarak yine dünyayı sevgi tesirleriyle ayakta tutan varlıklardır.

Bir annenin yavrusuna sarıldığı zaman duyduğu şetkat ne ise, nasıl yavrusuna sevgiyle yaklaşıyorsa, onlar da dünya varlıklarını öyle sevip okşarlar. Yoksa ne kalbimiz çalışır, ne nabzımız atar, ne de uykudan uyanabiliriz.

Ceza ve mükafat denen müessesenin çalışması, varlığın kendi elinden çıkan tesiri ona verme yasasıdır. Karşılık gözetmeden, ne verirsen ver!...

Kötüyü iyi kullanmaya başladığı zaman insan1ar da almadan vermeyi öğrenecek1erdir. Ektiğimiz her tohum mutlaka yeşerecektir.

Cavit UTKU

Benliklerin Terki ve Bütünleşmek

Not: Gerçeği duymak isteyenlere;

Sevgili dostlar,
İnsanın en büyük endişesi, benliğini kaybetme korkusudur.
Neden insanlar yakılarak öldürülür?
Niye depremlerde bu kadar insan yaşamını yitiriyor?
Niçin ağır cezalar, ıstıraplar altında kalıyoruz?

Devamını oku...

Download Full Premium themes - Chech Here

София Дървен материал цени

Online bookmaker Romenia bet365.ro