Ruhsal Şifa ve Hipnoz ile Tedavi

Aura

Bilindiği gibi içinde yaşadığımız bedenimiz, fızikoşimik yasalarla işleyen canlı biyolojik bir yapıdır. Biyolojik bir madde kütlesi olarak kullandığımız beden, ruhsal deneyimler için müteal düzeyde oluşturulmuş bir yapıdır. Maddenin temel özelliklerinden biri olan elektriksel ışıma olayı, bizim bedenimiz içerisinde de cereyan etmektedir. Bede­nimizin çevresinde iki ayrı kanaldan olmak üzere değişik vibrasyonel fark­lılıklarda ışıma oluşmaktadır. Bunlardan birine esiri beden, ötekisine AURA diyoruz. Aura' yı iyice anlaya­bilmek için esiri bedeni tanıyıp bilmemiz gerekir.

 

 

ESİRİ BEDEN:
Esiri beden, tamamen fizik yasalarına bağlı olarak, bireyin vücu­dunun derisinden 10-15 cm. kadar genişlikte olmak üzere, değişik vib­rasyondaki ışımalardır.

Esiri beden kanalıyla, mantal düzeydeki değişiklikleri, organ ra­hatsızlıklarını, bedensel gerilim ve stresleri algılamak mümkündür. Sağlık koşullarına bağlı olarak değişen esiri bedenden ruhsal tedavi ve şifacılıkta yararlanılır. Esiri bedende renkler kararlıdır, ve değişimler sadece tonlar düzeyinde kalır.

Kol ve Bacaklar : Mavimsi Gri. Gri, Mor,

Baş ve Omuzlar : Pembe, açık mavi olarak değişir.

 

AURA:
İncelendiğimiz kadarıyla Esiri Bedenin kararlı ve bedensel bir ışıma olduğunu anladık.

Aura konusuna gelince onun tanımını şöyle yapabiliriz: Beden aracılığıyla her türlü ruhsal etkinliğimizin vibrasyonel olarak yansıdığı ve dışarıdan gelen titreşimleri gene beden vasıtasıyla ruhsal mekanizmaya aktaran bir ışın duvarıdır. Aura, bizim genel ruhsal realitemizi, tekamül düzeyimizi ve o andaki tasav­vurlarımızı, ruhsal gerginliklerimizi görebileceğimiz bir televizyon ekranı gibidir. Sadece bizlere özgü bir ışıma olayı değildir, hayvanlarda ve bitkilerde de vardır. Kısacası şuurlu her varlığın bünyesinde aurası vardır.

Auranın dili renklerdir; çünkü, bu ışıma olayı sürekli değiş­ken titreşimlerden oluşur. Auranın işlevi, şuurlu varlıklar arasında, kontrol, denge ve haber­leşmedir. Bu kontrol ve haberleşme nasıl olmaktadır? Her şuurlu varlık ruhsal düzeydeki etkinliğini sürekli olarak bedenlerine ve oradan auralara yansıtırlar. Auralar birbirleri arasında sürekli bir iletişim halindedir. Bizler bu iletişimi farkında olmadan otoma­tik olarak kurmaktayız. Örneğin; insanlar arasında sempati ve antipatinin oluşumu. Bitkilerde bu sürekli vardır ve onların genel yaşam gerçekle­ri ve haberleşmeleri bu düzeyde cere­yan eder. Hayvanlar da aynı şekildedir.

 

RENKLER:
Auradaki değişik titreşimler farklı renkleri içerir. Her rengin kendine özgü özel bir kodu ve yorumlanması vardır.

AURA'DAKİ TEMEL RENKLER
Kırmızı 
Turuncu 
Sarı 
Yeşil
Mavi
Mor 
Kahverengi 
Gri

Kırmızı: Genellikle sağlıklı bireylerin ve yardım etmeyi sevenlerin auraları kırmızı olur. Bu tür kişilerde önderlik duygusu kabarıktır.

Bulanık Kırmızı: Kötü huylu, ahlaksız kişilerde mevcuttur.

Donuk Mat Kırmızı: Sinirli, huysuz, stresli, çok duygusal çalkantı içinde olanların göz çevresinde çok kuvvetlidir.

Turuncu: Akılcıl, realist ve tutucu insanlardır. Bu insanların yaptıkları eylemler genellikle olumludur ve bu eylemleri akıl düzeyinde program­larlar.

Sarıya Kaçan Turuncu: Şahsiyeti kuvvetli olanlarda, polemiğe girmeyi. araştırmayı seven insanlarda mevcuttur.

Sarı: Tekamül düzeyi yüksek olan insanlarda bulunur. Bunlar güvenilir, temiz, sempatik. olduğu gibi görünen tiplerdir.

Altın Sarısı: Sarı rengin üzerindeki özelliklere sahip insanlarda altın sarısı renk egemendir.

Kahverengi Sarı: Negatif tipli ve büyüklük kompleksi olan kimselerde görülür.
Kırmızı Sarı: Fiziksel olarak güçlü ve zeki kimselerde bulunur.

Yeşil: Hayvanları, bitkileri seven insanlarda ve bedensel değerlere önem veren kişilerde bulunur. Yeşilde hafif kırmızılık varsa bunlar aptal ve zeka noksanlığı olan tiplerdir.

Mavi: Sağlıklı, dengeli, istikrarlı tipler­de vardır. Güvenilir ve otorite sahibi kimselerde bulunur. Mavide sarılık egemen ise; bunlar istikrarlı ve iradeli bireylerdir. Mavide kırmızılık varsa, o kişide cim­rilik ve madde arzusu bağımlılığı gelişmiştir.

Mor: Bu tipler, ruh hastaları ve yardı­ma muhtaç, elinden tutulması gere­ken bireylerdir. Bunlar yalancıdırlar. Morda kırmızılık varsa, olduğundan değişik görünen tiplerdir.

Kahverengi-Gri: Tekamül düzeyi genellikle geri tipli varlıklarda vardır. Kahverengi renk egemense, bunlar ihtiraslı, nefsani tiplerdir. Gri tip egemense, amacına ulaşmak için herşeyi çıkarı için kullanan tiplerdir. Gride kırmızılık varsa, bunlar dalkavuk tipli insandır.

Yapılan Deneysel Tecrübelerde Meydana Çıkan Renklerin Etkileri Renkler arası sempatizasyon:

Sarı ve kırmızı uyum sağlıyor. Turun­cu ve mavi uyum sağlıyor. Kahveren­gi ve gri uyum sağlıyor. Mor renk yal­nız kendiyle uyum sağlıyor. Kırmı­zının egemen olduğu mavi, yeşille uyum sağlıyor. Yeşil aynı zamanda sarıyla dengeye giriyor.

Renkler arası antipati : 
Kahverengi ve gri bütün renklerde polarize oluyor (itişiyor).
Yeşil renk, sarı ve kırmızıyla itişiyor. 
Turuncu kırmızıyla uyum kuramıyor.

Maddesel formların renkleri ve bireyler üzerindeki etkisi:

Kırmızı: Fiziksel kuvveti dürtülüyor, heyecan ve inatçılık artıyor, kuşkucu­luğu kuvvetlendiriyor.

Turuncu: Sakinleştirici, vibrasyon­ları yumuşatıcı ve hissettirici oluyor.

Mavi: Zihinsel melekeyi arttırıyor, ferah­lık sağlıyor, bitkiler için çok geçerli ve etkileyici bir renktir.

Yeşil: Psikolojik bir yatıştırıcı, bedeni gerginlikleri yumuşatıcı, derinlik veren, düşünce perspektifini kısan bir renktir.

Sarı: Ruh ve beden ilişkisinin dü­zenlenmesinde yardımcı olan bir renk­tir. Düşünceyi ve şuur alanının ufkunu genişleten renk olarak kabul edilir.

Auraların değişiminde varlığın ruhsal durumunun çok büyük bir önemi vardır. Sizin antipatik bulduğunuz bir kişinin bu durumu, onun aurasındaki vibrasyon düşüklüğünden değil de, si­zin o devre içerisindeki ruhsal duru­munuzda bazı iniş ve çıkışların sıklaş­masından oluşmuş olabilir. Birtakım sıkıntılar geçirmiş olabilir­siniz, bazı konulara bağlanmış, bazı yan tesirler altında kalmış olabilirsiniz ya da şuur altında bazı program değişiklikleri (bozuklukları) olmuş olabilir. Bunlar sizin psişik niteliğinizde, kalitenizde birtakım değişiklik­ler oluşturabilir ve auranızın karşı aura ile kontaktına engel olabilir, sizi yanıltabilir.
Bazen insan kendi çocuğunu bile sevmez. Bakarsınız bir saat sonra tekrar bir yayılma ortaya çıkar, sanki siz o insan değilsinizdir. Zaman za­man kendimizden bile sıkılırız. Karşı­mızdaki kişiyi antipatik buluşumuzun bir nedeni de, onunla bir aura girişimi yapamayışımızdandır.

Diyelim ki, gerekli girişimi yaptık, fakat o arkadaşımız bizim bulunduğumuz durumda değil ya da onu da bir tarafa bırakalım; bu kez gerçekten auralar arasında girişim olmayacak tarzda düzey, vibrasyon farkı vardır. Bunu kabul edeceğiz. Ne kadar uğraşsanız olmaz ve yürümez, bağdaşamazsınız.
Büyük hüsranla biten evlilik­lerin, ortaklıkların, çabuk bozulan ya da yürümeyen dostlukların nedeni bu­dur. Düzey farkı vardır. Yaklaşmak uzaklaşmak farklı şeydir, üst ve alt seviyede bulunmak ayrı şeydir. Bu yükseliş çok zordur çünkü planlar fark­lıdır. Aynı planda birbirine yaklaşmak daha kolaydır. Fakat giderek ayrılıklar başlar ve irtifa kaybedilirse, ara açıl­mışsa, çok zor düzelir.

Siz fedakarlık yaparsınız, irti­fa kaybedersiniz, kendinizi feda eder­siniz, gene tutmaz. Bir süre sonra tekrar siz kendi düzeyinize veya o ken­di düzeyine dönmek zorundadır. Uyum sağlamanız için o, sanki bir ba­lon gibi yükselmelidir. Başka ça­resi yoktur. Ancak o zaman uyum sağlanacaktır. Bunun için de insa­nın ağırlıklardan, yani benliklerin­den kurtulması gereklidir. Bu da zordur çünkü; varlığın en büyük en­dişesi ve kaygısı, benliğini kay­betme korkusudur. İnsanın en geliş­tiği an, elindeki malzemesinin yok ol­duğu andır. Bütünleşmek, birliğe katılmak böyle olur. Bütünleşmek, benliğe ait her şeyi terk etmektir. Bunu, yani planın eli ayağı olmayı başaran bireyin, kendini kanıtla­ma isteği de ortadan kalkar.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Download Full Premium themes - Chech Here

София Дървен материал цени

Online bookmaker Romenia bet365.ro