Ruhsal Şifa ve Hipnoz ile Tedavi

Sirius Hakkında Özel Bilgiler, Yorumlar

88 0

Sevgili okurlarımız;
Bundan önceki "Sirius Yıldızı" makalemizde, Sirius yıldızından söz etmiş, devre sonu dediğimiz kritik dönemlerde üstlendiği görevin ne kadar yüce olduğunu anlatmaya çalışmıştık. Son dönemde ara planları devre dışı bırakarak, Sirius yöneticilerinin bizzat görevi üstlendiklerini, verilen tebliğlerden biliyoruz. Bunun açık anlamı, beklenen zamanın  yaklaştığı ve belli kesimin bu bilgileri anlayacak düzeye geldiğidir. 

Dünya insanlığı, gelmiş olduğu noktada, hiç de iç açıcı bir görüntü vermemektedir. 

Sirius, yıllardır bir çok gelişmiş ülke tarafından yalnız bir yıldız olarak bilinmesine karşın, bazı ilkel dediğimiz kavimler tarafından çok daha kapsamlı bir şekilde tanınmaktaydı.

Bunlardan en önemlisi; Dogonlar’dır.

Daha sonraki yazılarımızda Sirius’u; Sirius A , Sirius B,  ve Sirius C olarak tanımlamaya çalışacağız. Konuyu bilgi ve enerji açısından ele alarak anlamaya çalışalım.
 

 



BİLGİ VE ENERJİ
Bilgi, bilgiyi yorumlar, bilgi, bilgiyi açar. Her türlü maddesel ve ruhsal enerjiler, bizim içinde bulunduğumuz var oluş alemimize göre form almıştır.

Şu anda bizi aydınlatan ışık bir enerji değil mi? Bir ısıtıcı önünde otururken arkamdan vuran sıcaklık bir enerji değil mi? 
Yediğimiz meyve ve sebzedeki renkler eğer kaynağına gidersek, çok daha farklı bir enerji, hatta enerji bile diyemeyeceğimiz bir takım formlar, fenomenler halinde önümüze çıkar. 

Şimdi bunu örnekleyelim:
Şu anda bizim ışık enerjisi tarzında ayağımıza kadar gelen, örneğin Urfa'daki suyun birikmesi, oradaki bir jeneratörün pervanesinin üzerine, o suyun boşaltılmasıdır.

Kinetik halde bulunan enerjiyi, statik halde bulunan bir pervanenin üzerine boşaltıyorsun. O pervane bir mıknatısın içindeki bobini döndürüyor ve bir manyetik alan meydana getiriyor. Orada meydana gelen manyetik alanı, insanoğlu hapsedip bir kablo üzerinden ayağımıza kadar getiriyor.

Ben bütün gün evimdeki elektriği açıp kapatırken, ısıtıcıdan yararlanırken, radyoya hareket enerjisini verirken, oradaki bir jeneratörün mekanik hareketi ile bana buraya suyun ısı, ışık, ses enerjisi tarzında geldiği hiç aklıma bile gelmiyor.
Aslında bunlar sıvı enerjisi mi? Değil.
Işık enerjisi mi? Hayır.

Duran haldeki bir suydu ve hareket etti. Bu bir rüzgar da olabilirdi. 
Bu tarz yorumlar bize bir anlayış getirsin diye açmaya çalışıyorum.
Fakat bu anlayışa ulaşırken sistemin nasıl çalıştığını da modelleme yaparsak, tüm sistemin, (mikro kosmos ve makro kosmos) aynı modelleme içinde hareket halinde olduğunu anlarız.

En önemli nokta şudur: 
Bir bilginin toplum tarafından tam emisyone edilmesi için, mümkün olduğu kadar modelleme yapmak, sembollere büründürmek zorundayız.
Peki bu modellemeyi neye monte edeceğiz? Bulunduğumuz hale.
Eğer senin arabanın bir parçaya ihtiyacı varsa, o parçayı monte etmezsen araba yürümez. Muhakkak ki arabana monte edilecek bir parça, onun kendi orjinal parçası olacak. Eğer anolojiyi (kıyaslama bilgisini) devreden çıkarırsak, bilginin akışını kesmiş oluruz. 

O su kütlesi neredeydi? 
Su önce buhar halinde yükseliyor, bulutlara çıkıyor, soğuk havayı görünce de tekrar aşağıya iniyor, geliyor ve vazifesini yapıyor, türbünü harekete geçiriyor. Bu şekilde mekanik enerji, elektrik enerjisine dönüşüyor. Hal değiştiriyor, çok başka bir halde benim önüme geliyor. Dahası da var. Bu enerjiyi alıp akünün içinde biriktirebilir, üç ay sonra kullanabilirim. 

Elektrik enerjisi bu şekilde tekrar durağan hale gelir ve oradan elde ettiği enerji ile de birikmiş suyu yukarı doğru pompalar. 

Enerji sürekli haller içerisindedir. Şu halde enerji, çok esnek ve her türlü forma girebiliyor. Güneşteki enerji toprak üzerinde absorbe edilerek, yeşillikleri meydana getiriyor. 
Konunun anlaşılması açısından, geniş örnekler vermeye çalıştım. 

Kaynağına gittiğin zaman, güneşte füzyon var. Oradaki hidrojen ne oluyor? Reaksiyona giriyor, girdiği reaksiyonda ortaya bir ışıma, ısı ve ışık enerjisi, radyasyon çıkıyor. Bu radyasyon, sistem içinde yayılıp o sistemin haline, uygun formlara dönüşüyor. 
Bizim nasıl ki şurada gördüğümüz enerji, kökeninde duran bir su kütlesiydi ise, işte sen de  hikmetinden sual sormaya başladığında orada su olduğunu bulursun. Bunun anlamı, Yaradan sana akıl vermiş, ara, bul demiş, sen de arayıp buluyorsun.

Suyun daha önce buhar olduğunu bulursun. Aslında su da ortada yok, 2 hidrojen, 1 oksijen var. Demek ki kökenine inmeye başladıkça, karşındaki haller ve formlar da değişmeye başlıyor. 

O halde; ruhun da maddenin de kaynağına doğru indikçe farklı hallerle karşılaşıyorsun. Benim burada Cavit şeklinde görünmemin, diğerinin Tayfun şeklinde et beden içinde görünmesinin niçin ve ne olduğunun maksatlarını anlayabiliyoruz ve adına tekamül (evrim) diyoruz. 

Bu bir gelişim, fakat biz hangi hallerden geçerek buralara geldik? 
Burada söz konusu olan, gerçek bir ruh varlığının yansıması mı? 
Olamaz. Çünkü bu çok yüksek bir enerji...
O halde bu enerji hal değiştiriyor. 
Hangi hallere giriyor?
Girmiş olduğu hallerden bir tanesi; maddeleşiyor. Çok ince süptil maddeler haline dönüşüyor. Önce mantal bedenlere dönüşüyor, sonra daha da yoğunlaşıyor, seyyal beden halini alıyor, daha sonra da eterik beden haline geliyor. Sürekli formlar değişiyor. Eterik beden astral beden haline dönüşüyor. Astral bedenden daha da yoğunlaşarak can dediğimiz mekanizmayı oluşturan kutup bedenlere doğru iniyor, maddenin kendi özüne doğru...

 



MADDE VE İNSAN

Maddenin en derinindeki, özündeki formu, burada insan bedeni şeklinde meydana geliyor. İçinde bir yığın bilgiyi de taşıyarak.
Bu bilgi de onun en son kaba maddesinde, genetik kodlara dönüşerek oluşuyor.
Bu genetik kodlar dünyada aslına dönmeden birbirine aktarmaya yarayabilecek kodlar halinde de oluşabiliyor. 

Çünkü kendi anne ve babasından doğduğu gibi, kendi torunu olarak da doğabileceği ihtimalini  göz önüne alarak, o bilgiyi tekrar ruhsal aleme çıkartıp dünyaya indirmiyor. O bilgiyi çocuğuna bırakıyor, sonra da torununun torunu olarak kendi kullanıyor.
Her defasında bilginin iletilmesi işlemiyle uğraşmıyor.

Birçok bilgiyi insanlar genetik kodlar halinde , cd, veya, bir teybe kaydetmek gibi, bedenlere kaydediyorlar. Her defasında tekrar Ruhsal Alemden bilgi almak, uğraş istiyor. Ancak yetenekli bir medyum aracılığıyla bilgi almak mümkün olabiliyor  ki; o da belli çalışmalar ve uğraşlar sonunda  geçekleşebiliyor. Her yeni gelen jenerasyon bir önceki neslin bilgilerini hazır bir şekilde kullanıyor. Çünkü bir sonraki jenerasyon yine kendisi...

Bu satırları okurken şunu çok iyi anlamak gerekli:  
Sirius misyonu adı altında Sirius'un yönetici varlıkları, bizim içinde bulunduğumuz hallere göre bazı bilgi paketçiklerini dünyaya gönderirken, bu bilginin şu andaki bize yansıyan hali değil, hangi hallerden geçerek buraya ulaşmış olduğudur. Benim de hangi hallerden geçip, burada bizlerin buluşma hakkını bulduğumuz önemlidir.



SİRİUS CELSELERİ 1. TEBLİĞİN YORUMU

Örneğin; İlk Tebliğin, (Ruhsal Alemden verilen bilgilerin) başında şöyle diyor:
"Burası Sirius Misyonu, bizim yerimiz şu anda yayım yapan Sirius (B) dir."

Sorularla konuyu daha net anlamaya çalışalım. 
Bu enerjinin kaynağına indiğimiz zaman, özetle insan bunu fark ettiği zaman bilgide bir hızlanma mı oluyor?    

Farkına varmak, endiksiyon yolunu çoğaltmak demektir, çünkü etkileşim tek taraflı değil, çift taraflıdır. Çekim alanını genişletmek, senin frekansı yayma gücüne bağlıdır.Yayın sürecin arttığı oranda, alma gücün de artar. Doğru orantılı bir gelişmedir bu.
Senin yayın gücünün gelişmesi, alma gücünün gelişmesidir.
Ne kadar yayın yapabiliyorsan, o kadar alırsın.

Henüz konuya girerken, " yayın yapan" diye başlıyor. Yayın yapan!.. 
Bir  tesir yayma mekanizması olduğunu daha ilk başta belirtiyor. 
Burası yönetici mekanizma demiyor. Burası sizin Rab'biniz demiyor. "Yayın yapan" diye konuya giriyor. 
Bu cümle üzerinde durduğumuz zaman, önce yayım yapan, onu yayan, ifadesini açmak zorundayız. 

Bir banttan kayıt vardır, bir de aynı anda konuşma vardır. Televizyonda canlı yayın dedikleri gibi.
Burada varlıkların kendi içlerinde not defteri olarak kullandıkları alan "astral plan"dır. Orası not defteridir. Astral planın tesir mekanizması, not defteridir. Bu not defteri, kollektif olarak kullanıldığı gibi, bireysel olarak ta kullanılır.
Bunlar canlı yayındır, playback değildir. 

"Tesir yayan bir mekanizmadır" diyor.
"Tesir psişik boyuttan intikal ediyor" yani ruhsal boyuttan diyor. Bunun maddesel bir kökeni yok, demek istiyor.
Şimdi adım adım inceleyerek gidelim;
"Kendi insanlarımızı kendimiz seçeriz"  "Mürebbi (terbiye eden, yetiştiren) olan benim, kendi öğrencimi, kendi yetiştireceğim kişiyi ben seçerim" diyor. Burası çok önemli! İşin sonunda kendi kulübüme, kendi arama alacağım varlığı ben belirlerim" diye vurguluyor.

Diğer bir cümleye geçersek bakın ne diyor! 
"Dalgalar  yoluyla yaptığımız taramalarda" 
Burada dalgalar kelimesinin anlamı; dalga bir frekansı, bir değişkenliği belirtiyor. 
Belirgin bir yayın sistemi yok, çok değişik, diyor.
Dalgalar, yani bir radyo bantı gibi birçok frekansta yayın yaptığını belirtiyor. "Yayınlarımız çok kapsamlıdır" diye açıklıyor.

"Yaptığımız taramalarda birçok hudut bekçilerini yeniden uyarıyoruz, maksat, görkemli sabahın bekçilerini tayin etmek"
Bu kısım, biz insanlarla ilgili değildir. 
Bize en yakın, hiyerarşiye göre en altta "Hami varlıklar" olmak üzere, üst planlara doğru gidersek, belki arada  binlerce adet varlık vardır. Yönetici planlar, mekanizmalar vardır.

"Maksat, görkemli sabahın bekçilerini tayin etmek."
Finali oynatacak oyuncuları kontrol etmek. Finali kim oynatacak? "Onları ben düzenlerim." diyor.


"Yalnız sizlerin değil, üç Galaksi'nin kültürü Sirius'a bağlıdır."
Bu cümlede kendini anlatıyor, kendini  tanıtıyor. Benim haşmetimi, büyüklüğümü anlayın diyor. Tabi buradaki haşmet ifadesi,  bizim düşündüğümüz egosal anlamda büyüklük değil...

Üç  Galaksi'nin kültürünü , yaklaşık bizim insan mantığıyla sayıya vurduğumuz zaman, (12) Trilyon Gezegen anlamına geliyor.
Ortalama 400-500 milyar yıldız vardır. Her birinin çevresinde (10) Galaksi olduğuna göre, (12) Trilyonluk bir gezegen sistemini  ifade ediyor.

"...........  başlayarak pek çok Sirius'luyu psişik (Ruhsal) boyuttan intikal ettirerek yeryüzüne memur ettik."
Ruhsal boyutu, (psişik boyutta yaşayabilmek) bu boyuta yükselebilmek konusunu, madde tekamülünü (evrimini) bitirmiş insan anlamında düşünebiliriz...
Madde Kainatını  (Evrenini) aşmış, ancak psişik boyutta fonksiyon yapabiliyor. Orada Tekamül edebilecek, evrimini sürdürebilecek konuma gelmiş.

"Vaktaki emrolunan vakit geldiği zaman"
Yani baş ve sonu biliyoruz, hangi noktada sona ereceğini biliyoruz, programı biliyoruz, denmek isteniyor.

"Anadolu son devre için, Sirius kültürü için hazırlanmış bir jeneratördür ve buradaki halk seri devreler halinde bağlantıya geçmektedir."
Burada anlatılmak istenen bağlantı, söz edilen halk ifadesindeki amaç; bu insanların istenilen yönde kolay hareket kabiliyeti gösterebilecek varlıklar  olduğu belirtiliyor.
İstiklal savaşında bu örneği görmüş ve yaşamışızdır. 

"Elbetteki zaman yaklaşıyor. Biz, psişik boyuttan, üstün vazife sadakatine sahip bir planı üç yerde görevlendirmiştik. Bunlardan ilki ve dolgun olanı sizlere bilgi vermişti." Burada kastedilen "Sadıklar Planı"dır.  

"İkincisi Meksika'da, üçüncüsü Arjantin'dedir."
Türkiye'ye Sadıklar Planı adı altında verilen bilgilerin, biraz daha düşük frekanslı olanları, Meksika ve Arjantin'e de verildiği belirtiliyor. 


Değerli dostlarımız;

Sirius celselerinin ilk bölümünü yorumlayıp sizlerle paylaşmaya çalıştım. Takdir edersiniz ki, konuların derinine inmek aynı ortamı paylaştığımız zaman daha kolay olacaktır. Öylesine derin bilgileri yazılarla açıklamak kolay olmuyor. Bu makalemizde anlaşılamamış konular varsa, soru cevap sayfamızda sorularınızı bekliyoruz...

Download Full Premium themes - Chech Here

София Дървен материал цени

Online bookmaker Romenia bet365.ro